
tiyatro yazıları
talip koç



50 Yaşında
Bursa Avp Devlet Tiyatrosu, ekim ayı ile birlikte 50.yılını kutlayacak…
50 yıl, dile kolay… Bunda elbette 42 yaş gibi en verimli çağında yaşamını yitiren, ömrünü tiyatroya adamış Sayın ALİ CENGİZ ÇELENK’ in sağlam temeller üzerine oturttuğu kurum çizgisini bozmadan bu günlere gelinmesinin de büyükönemi var.
Sayın ALİ CENGİZ ÇELENK, AHMET VEFİK PAŞA ile birlikte Bursa’da tiyatroyu geniş kitlelere ulaştıran FERAİZCİZADE MEHMET ŞAKİR’ in adını verdiği ‘tiyatro kursları’ METİN BELGİN, AHMET-MUSTAFA UĞURLU, BORA ÖZKULA, ZAFER ALGÖZ, ERKAN CAN, ALİ SÜRMELİ, ÖZER TUNCA, HALİL BALKANLAR… gibi sonraki yıllarda her biri ülkemizin önde gelen tiyatro sanatçıları olacak Bursa’lı gençleri tiyatroya kazandırmış,bu misyon ÇELENK, sonrasında da (tiyatronun Oscar’ı olarak kabul edilen Afife Jale ödüllü SÜLEYMAN ATANISEV’in yanı sıra HALİL BALKANLAR, ÇETİN AZER ARAS, FÜSUN KOSTAK. EMİR ÇİÇEK…) devam etmiştir.
Elbette ki, 1971 yılı evveli, tiyatromuzun binasını dönemin Bursa Valisi İHSAN SABRİ ÇAĞLAYANGİL’ i ikna ederek kazandıran Muhsin Ertuğrul ile Cüneyt Gökçer’ e de minnet borçluyuz.
Yerleşik düzen evveli adıyla Bursa Ahmet Vefik Paşa Tiyatrosu’n dan günümüze tiyatromuza emeği geçen müdürlerimizi yıllarıyla
birlikte anımsamak gerekirse:
1957-1961 RAGIP HAYKIR
1962-1971 SAMİ ERGİN
1971-1978 ALİ C. ÇELENK
1978-1978 ADNAN AÇIKD.
1978-1980 ZİYA DEMİREL
1980-1987 YALIN TOLGA
1987-1994 FEYHA ÇELENK
1994-1996 BORA ÖZKULA
1996-1998 EMİN GÜMÜŞKAYA
1998-1999 SELİM GÜRATA
1999-2001 EMİN GÜMÜŞKAYA
2001-2001 AHMET SOMERS
2002-2005 MEHMET GÖKÇER 2005-2006 CİHAN BÜYÜKIŞIK 2006-2007 ÖMER NACİ TOPÇU 2007-2010 MEHMET GÖKÇER 2010-2013 HALİL BALKANLAR 2013-2015 A.TAN BAYRAKTUTAN
2015-2018 ÖMER NACİ TOPÇU 2018- A.TAN BAYRAKTUTAN
Bursa tiyatrosunun lokomotifi konumundaki Bursa Avp Devlet Tiyatrosu ile daha nice yıllarda, nice güzel oyunları ile bulaşabilmek dileğiyle…
Hemingway Bursa'da
Ernest Hemingway'in Bursa Günleri
Talip Koç
Nobel ve Pulitzer Ödülü sahibi,
Çanlar Kimin İçin Çalıyor, Kilimanjaro'nun Karları, Silahlara Veda'nın Yazarı


“…Mudanya, Marmara kıyısında sıcak, toz toprak içinde, eciş bücüş yollarıyla, evleri ahşap, sivrisinek yuvası ikinci sınıf bir kıyı kasabası. İsmet Paşa’yla görüşecek müttefik generallerini taşıyan İngiliz sancak gemisi Iron Duke’ın külrengi, öldürücü kulelerine karşın, Batılılar buraya barış dilenmeye geliyorlardı; yoksa barış istemeye ya da barış koşullarını dikte ettirmeye değil!...”
“…Mudanya, Marmara kıyısında sıcak, toz toprak içinde, eciş bücüş yollarıyla, evleri ahşap, sivrisinek yuvası ikinci sınıf bir kıyı kasabası. İsmet Paşa’yla görüşecek müttefik generallerini taşıyan İngiliz sancak gemisi Iron Duke’ın külrengi, öldürücü kulelerine karşın, Batılılar buraya barış dilenmeye geliyorlardı; yoksa barış istemeye ya da barış koşullarını dikte ettirmeye değil!...”
ERNEST
HEMİNGWAY
ERNEST HEMİNGWAY
PASAPORT
1923
ERNEST HEMİNGWAY
1923
FOTO:
MAN RAY
"…İstanbul'da hala 168 resmi izin günü var. Cumaları Müslümanların, Cumartesileri Yahudilerin, Pazarları da Hıristiyanların tatil günü. Ayrıca Katoliklerin, Müslümanların ve Rumların hafta içlerinde dini bayramları var. Yahudilerin dini bayramları da cabası. Bu yüzden İstanbul'da her delikanlının emeli bir punduna getirip banka memuru olmak.
Geleneklere uymakta, ayak uydurmakta direnmeyen kişi, İstanbul' da gece saat dokuz oldu mu, yemeğini yiyor.
Tiyatrolar saat onda açılıyor. Gece kulüpleri ikide; tabii gözde olan kulüpler. Adı kötüye çıkmış gece kulüpleri ise ancak sabaha karşı dörtte kapılarını açıyorlar.
Bütün gece boyunca köftecilerle haşlama patates satanlar kaldırımları kaplıyor, kömür yıktıkları ocaklarında, sabaha kadar müşteri bekleyen faytonculara yiyecek hazırlıyorlar. Her türlü çılgınlığa, kumara, dansa, gece kulüplerine paydos demek için kararlı Mustafa Kemal, şehre girinceye kadar, İstanbul bir çeşit ölüm dansına dalmış.
Limandan yukarı çıkan yokuşun orta yerindeki Galata semti, Barbary Coast'un en dehşetli eski günlerine taş çıkartacak kadar küçük bir yer. Her milletin ve bütün müttefiklerin askerleri burada kurulu tuzağa düşürülüyor.
Türkler günün her saatinde dar yolların kenarlarındaki kahvelerde oturup nargilelerini fokurdatıyor, bir yandan da insanın midesini yakıp kavuran rakılarını yudum yudum demleniyorlar. Bu içki o kadar sert ki, yanında meze olmadan içmek imkânsız gibi bir şey.
Güneş doğmadan kara ve yumuşak topraklı İstanbul sokaklarında yürüyecek olursanız, fareler önünüzden kaçışır; sıska sokak köpekleri çöp tenekelerini karıştırır. Bir barın kapısından sızan ışık sokağa düşerken, içerden patlayan sarhoş kahkahaları duyarsınız. Sarhoşun kahkahası, müezzinin güzel, dokunaklı, içli çağrısına tam bir çelişkidir..."
Hemingway’ i bir yıl sonraki Lozan Antlaşması’ n da da görürüz. Yazar, İsmet İnönü ile de bir görüşme yapmıştır.
Sonraki yıllarda Hemingway, 1954 Nobel Edebiyat Ödülü ne
kadar İhtiyar Adam ve Deniz, Çanlar Kimin İçin Çalıyor, Silahlara Veda ve Klimanjaro’ nun Karları eserleriyle ortalama edebiyat kültürü olan herkesin tanıdığı, bestseller kitapların yazarı olarak hafızalara kazınmıştı…
Bu sözlerin sahibi 1954 Nobel Edebiyat Ödülü sahibi
ve yazdığı İhtiyar Adam ve Deniz, Çanlar Kimin İçin Çalıyor, Silahlara Veda ve Klimanjaro’ nun Karları ile sadece Amerika değil, Dünya edebiyatını etkilemiş
Ernest Hemingway’ dir.
Ünlü yazar, 1922 yılında The Toronto Daily Star adlı bir Kanada gazetesi adına savaş muhabiri olarak geldiği
Türkiye’ de bir ay kaldı. Bu süre içerisinde Mudanya Müterakesi ni yerinde takip edebilmek amacıyla Mudanya’ ya da gelmişti. Gözlemlerini yazdığı, yazımızın başındaki sözleri 23 Ekim 1922 yılında gazetesinde yayınlamıştı.
Mudanya’ nın haricinde İstanbul ve Edirne’ ye de giden Hemingway Türkiye’ de Cumhuriyet in ilan edilmesine 6 ay kala ülkemizin içinde bulunduğu sıkıntılı günlerini belki de kaba bir dille aktarmasına rağmen o günlerden bugüne gelinilen noktayı kıyaslanması açısından ilginçtir:
Talip Koç

Sadık Şendil'in

Sadık Şendil

FOTO: Sadık Şendil’ in eşinin
vefatı için basına verilen taziye
ilanı. ( 20 Ekim 1959)

Cahide Sonku I Zeki Müren I Sadık-Lahut Şendil
Tiyatromuza Kanlı Nigar, Yedi Kocalı Hürmüz gibi unutulmaz eserler veren Sadık Şendil için “Bursa” hüzün demekti.
1913 İstanbul doğumlu sanatçı, diplomat bir babanın oğluydu.
Saint Mitchel ve Galatasaray Lisesi’ nin ardından Tütün Meslek Yüksek Okulu’ n dan mezun olur.
1945 te askerliğini yedeksubay olarak tamamladıktan sonra
tütün eksperi olarak atandığı Ziraat Bankası Bursa Şubesi’ n de
çalışmaya başlar.
Bir yandan Bursa’ da yayınlanan yerel Ant Gazetesi’ n de mizahi yazılar yazmakta, bir yandan da başta okullar olmak üzere kendi yazdığı oyunları yetiştirdiği gençlerle oynamaktadır. Aynı zamanda Bakırköy Halkevi’ n de de tiyatro eğitmenliği görevini sürdürmektedir. Bu gençler arasında günümüz tiyatrosuna damgasını vurmuş Münir Özkul, Altan Erbulak da vardır.
Bursa Gazeteciler Cemiyeti’ nin de kurucuları arasında da yer alan Şendil, Bursa Kız Lisesi’ n de “Fuar Yıldızı” oyununu sahnelerken oyunun başrol oyuncusu Bursa’ da hakimlik yapan Asım bey in lise öğrencisi kızı Lahut Ayata’ ya aşık olur ve kısa bir süre sonra da evlenirler. 1951 yılında oğulları Cem dünyaya gelir.
Ancak bu mutluluk uzun sürmez.
Eşi Lahut, kullandığı ilaca (penisilin) alerjisi sebebi ile 17 Ekim 1959 yılında, 29 yaşında vefat eder.
Çok sevdiği eşinin ölümü ile yıkılan sanatçı, onun hatırasına yazmış olduğu Türk Sanat Müziği tarzındaki şarkısı “Senede Bir Gün” müziğimizin klasikleri arasında yerini çoktan almıştır.
Bursa Gazeteciler Cemiyeti’ nin de kurucuları arasında da yer alan Şendil, Bursa Kız Lisesi’ n de “Fuar Yıldızı” oyununu sahnelerken oyunun başrol oyuncusu Bursa’ da hakimlik yapan Asım bey in lise öğrencisi kızı Lahut Ayata’ ya aşık olur ve kısa bir süre sonra da evlenirler. 1951 yılında oğulları Cem dünyaya gelir.
Bursa Hüznü
Lahut

İSMAİL DÜMBÜLLÜ – SADIK ŞENDİL
MÜNİR ÖZKUL
Cumhuriyet sonrası ortaoyunun ilk akla gelen temsilcisi İsmail Dümbüllü, Kel Hasan Efendi’ nin kendisine teslim teslim ettiği kavuğunu Münir Özkul’ a devrederken
Sadık Şendil’ de oradaydı.


CEM ŞENDİL
Sadık – Lahut Şendil çiftinin tek çocuğu
ARZU FİLM, EKOLÜ...
Günümüzde bile,
izlemeye doyamadığımız
70'li yılların Ertem Eğilmez'in yönetmenliğini üstlendiği ve 'Arzu Film Ekolü' diye bilinen 'aile filmleri'nin tamamına yakının altında SADIK ŞENDİL'in imzası vardır...
FOTOĞRAF
ARZU FİLM / SENARYO EKİBİ
SADIK ŞENDİL (Üst Sıra / Soldan 3.)
Dipnot



TALİP KOÇ
Bursa'lı Sinema Sanatçıları Ansiklopedisi
Sadık Şendil / Sahife 16-17
Talip Koç

“…1913’ te Bursa Sultanisi (Bursa Erkek Lisesi) n de Fransızca muallimiydim (öğretmen). Yirmibirbuçuk
yaşında içi içine sığmayan ve hayatta ne yapacağını
henüz kestiremeyen gepgenç bir çocuk..."
REŞAT NURİ
GÜNTEKİN
“ Reşadcığım,
Benzerlerine ancak Paris’ te rastlanan o eski şirin
tiyatronun yerini çok aradım, yangın hudutlarını eritmiş,
bulamadım.
Ama üzülmedim de. Nitekim işte bu gece, eski Bursa’ da
yeni bir AHMET VEFİK PAŞA TİYATROSU açılıyor.
Eski tiyatro; Türk sahnesine Ahmet Vefik Paşa’ yı
ve seni kazandırmıştı. Yenisi kimbilir daha nice Türk yazarı
yetiştirecektir.
AHMET VEFİK PAŞA TİYATROSU aziz Bursa’ lılara ve
Türk sahnesine kutlu olsun. ”
MUHSİN
ERTUĞRUL

Muhsin Ertuğrul'un Bursa Kurduğu Tiyatro
Millet Tiyatrosu
FOTOĞRAF:
MUHSİN ERTUĞRUL’UN
BURSA’DA KURDUĞU MİLLET TİYATROSU
EL İLANI
BİRİNCİ GECE
MASUM KATİL
DRAM 3 PERDE / 1913
İKİNCİ GECE
1.KAPATMA
KEMAL EMİN BEY’İN PİYESİ
2 PERDE
2.CHİCAGO ÇİFTÇİSİ
KOMEDİ / 2 PERDE
3.KÖR
DRAM / 1 PERDE
ARAKS MATBAASI:
BABIALİ EBU SUUD CADDESİ
NO.57
1913
Arşiv
Talip Koç Arşivi
Cumhuriyet dönemi, çağdaş Türk Tiyatrosu’ nun kurucusu Muhsin Ertuğrul’ un yaşamı irdelendiğinde
1913 yılında Bursa’ da sahibi olduğu “Millet Tiyatrosu”
döneminden pek bahsedilmez.
Halbuki bu kısa süreç, Reşat Nuri Güntekin gibi değerli
bir edebiyatçımızın da hayatının akışını değiştirecektir :
“…1913’ te Bursa Sultanisi (Bursa Erkek Lisesi) n de
Fransızca muallimiydim (öğretmen). Yirmibirbuçuk
yaşında içi içine sığmayan ve hayatta ne yapacağını
henüz kestiremeyen gepgenç bir çocuk.
Arasıra arkadaşlarla Ahmed Vefik Paşa’ nın vaktiyle
Molière’ i oynatmak için yaptırdığı küçük ve şirin
tiyatroya giderdik. Oraya tuluat kumpanyaları ve
onlardan daha gülünç Dram kumpanyaları uğrardı.
Bir yaz gecesi yine alay etmek niyetiyle tiyatronun
arka sıralarına dizilmiştik. Sen rahmetli Celal Sahir’ in
tercüme ettiği (Simone) u oynuyordun.
Daha perde açılmadan başlamış tebessümlerimiz
acaip bir surette dudaklarımıza yapışıp kaldı.
Galip, Behzad, Kemal Emin ve sonradan kaybolmuş
birkaç çehre ile o ne güzel bir trup (grup) tu.
Ertesi, daha ertesi geceler Courteline’ in Boubouroche’
unu, Fener Bekçileri ni ve daha birkaç küçük
piyesine derin ve ne temiz bir aşkla oynadığınız
bugünkü gibi gözümün önündedir.
Netice oldu ki, tiyatro ile alaya gelen yirmibirbuçuk
yaşındaki sultani muallimi kapıdan çıkarken
tiyatro muharriri (yazar) olmaya ve bütün hayatı
müddetince ondan başka bir şey olmamaya
karar vermiş bulunuyordu.”
REŞAT NURİ GÜNTEKİN
“ Reşadcığım,
Bugün 28 Eylül 1957 Cumartesi.
Yukarıda bahsettiğin o yaz gecesinden bu sonbahar
akşamına kadar aradan kırkdört yıl geçti.
Benzerlerine ancak Paris’ te rastlanan o eski şirin
tiyatronun yerini çok aradım, yangın hudutlarını eritmiş,
bulamadım.
Ama üzülmedim de. Nitekim işte bu gece, eski Bursa’ da
yeni bir AHMET VEFİK PAŞA TİYATROSU açılıyor.
Eski tiyatro; Türk sahnesine Ahmet Vefik Paşa’ yı
ve seni kazandırmıştı. Yenisi kimbilir daha nice Türk yazarı
yetiştirecektir.
AHMET VEFİK PAŞA TİYATROSU aziz Bursa’ lılara ve
Türk sahnesine kutlu olsun. ”
MUHSİN ERTUĞRUL

1913 yılında Bursa Erkek Lisesi n de Fransızca öğretmeni iken Ahmet Vefik Paşa’ nın yaptırdığı Temaşahane-i Osmani (Osmanlı Tiyatrosu ) n da Muhsin Ertuğrul’ un “Millet Tiyatrosu” oyunlarını izledikten sonra tiyatro yazarı olmaya karar verdiğini bütün içtenliği ile Muhsin Ertuğrul’ a yazdığı mektupla dile getiren Reşat Nuri Güntekin’ e Muhsin Ertuğrul tarafından verilen cevabın tarihi de Bursa Devlet Tiyatrosu’ nun açıldığı gündür:
REŞAT NURİ GÜNTEKİN
1889-1956
Arşiv
Talip Koç Arşivi
Devlet Tiyatrosu
Aylık Sanat Dergisi
Aralık.1957


MUHSİN ERTUĞRUL
1892-1979
Devlet Tiyatrosu
Aylık Sanat Dergisi
Aralık.1956


TEMAŞAHANE-İ OSMANİ:OSMANLI TİYATROSU
Muhsin Ertuğrul’ un Bursa’ da Millet Tiyatrosu
adıyla oyunlarını sahnelediği, Ahmet Vefik Paşa’
nın yaptırdığı bina. Bina hakkında ayrıntılı bilgi için
BKZ:
TALİP KOÇ
BURSA SİNEMA SALONLARI TARİHİ:
(SOLDA-AŞAĞIDA)
Muhsin Ertuğrul, Bursa lı tiyatrocu arkadaşı Behzat Haki (Butak), Kemal Emin (Bara) ve İsmail Galip (Arcan) ile kurduğu Millet Tiyatrosu, 12 Kasım 1913 tarihinde hizmete giren Bursa Türk Ocağı’ n da yaptıkları temsillerde ise Yeni Turan Temsil Heyeti adını kullanıyordu.Eugène Brieux’ un Simone, Paul Cloquemin ve Paul Autier’ in sonradan yine Muhsin Ertuğrul tarafından 1923 yılında Kız Kulesi’ n de Bir Facia adıyla sinemaya da uyarlayacağı Fener Bekçileri, Mark Twain’ in Chicago Çiftçisi Bursa’ da gösterime sunduğu başlıca oyunlardır.
Dipnot



Bursa'da İlk Film
Gösterisi
1909
II.Meşrutiyet ilanının 1.yılında Bursa Valisi Azmi Bey’in önerisi ile Bursa’da 1906 yılında olduğu gibi bir sergi düzenlenmesine karar verilir.
Beş bin kuruşluk bir ödeme yapılacağının kesinleşmesi üzerine
yine Bursa Valisi Azmi Bey’in kalan masrafların karşılanabilmesi için ortaya attığı ‘piyango düzenlenmesi’ fikri kabul görür. Bunun
yanı sıra ilgi çeken önerilerden biri de ‘film gösterimi’dir…
II.Meşrutiyet ilanının 1.yılında Bursa Valisi Azmi Bey’in önerisi ile Bursa’da 1906 yılında olduğu gibi bir sergi düzenlenmesine karar verilir. Elli bin kuruşluk bir bütçe için hükümetten destek istenir.(1)
Ancak hükümet tarafından gönderilen yanıt hayal kırıklığı yaratır.(2)
Beş bin kuruşluk bir ödeme yapılacağının kesinleşmesi üzerine
yine Bursa Valisi Azmi Bey’in kalan masrafların karşılanabilmesi
için ortaya attığı ‘piyango düzenlenmesi’ fikri kabul görür. Bunun
yanı sıra ilgi çeken önerilerden biri de ‘film gösterimi’dir…
KAYNAK:
1.BURSA SERGİSİ:NO.1
23 TEMMUZ 1909 / SAYFA.6
1.BAŞBAKANLIK OSMANLI ARŞİVİ:NO.1
Dahiliye Mektûbî Kalemi
13 HAZİRAN 1909 / Nr.2842/54

Sergiden dört ay evvel 24 Mart 1909 tarihinde çalışmalarına
başlayan organizasyon komitesinde şu isimler yer almaktadır: (1)
Reis: Vilayet Valisi Azmi Bey
Aza: Maarif Müdürü Hilmi Bey
-Sergi Müdürü
Aza: Umûr-ı Ecnebiye Müdürü Temyolvin Efendi
Aza: Deutsche Orient Bank Şubesi Direktörü Safvet Bey
Aza: Vilâyet-i Nafia Sermühendisi Süleyman Sırrı Bey
Aza: Nafia Muhasebe Memuru Halim Bey
Aza: Meclis-i İdâre-i Vilâyet Azası‟ndan Serviçyan Efendi
Aza: Vilâyet-i Maarif Muhasebecisi Reşat Beyefendi
-Serginin hesap işlerinden de sorumlu olan memur
Aza: Meclis-i İdare-i Vilâyet Azası‟ndan Nikolaki Efendi
Aza: Memleket eşrafından Hacı Beşezade Rıza Bey
Aza: Belediye Başkanı İstepan Saadetyan Efendi
Kâtib: Vilâyet Mektubî Kalemi Mümeyyizi Ahmed Münir Bey
Sergi Müdür Muavini: Jozef Efendi
Sergi Müdür Muavini: Öjen Efendi
Komisyon üyelerinden başka sergide görev yapan
müstahdemler ise:
Sergi Muhasebe Memuru: Necip Efendi
Sergi Muhasebe Refiki: Cafer Efendi
Sergi Muhasebe Refiki: İsmail Efendi
Sergi Muhasebe Refiki: Sedat Bey
Sergi Posta Şubesi Memuru: Abidin Efendi
Ziraat Şubesi Memuru: Ziraat mütehassıslarından Rumi Efendi
Bilet Memuru.2
Satış Memurları.19
Turnike Memuru.1
Sandık Emini.1
Gazino Kontrol Memuru.1
Kapıcı.1
Sergi Makinisti.1
Hademe.14
Bahçıvan.1
Yer tahsisi konusunda günümüzde sembolikte olsa kullanılan
Bursa Belediyesi binası seçildi. 1897 yılında dönemin Bursa Valisi Ahmet Vefik Paşa tarafından inşa ettirilen bina sergi için geçici olarak tahliye edildi. (2)
Film gösterimi için binanın Hükümet Caddesi’nde yer alan kısmı
‘Sinematograf Pavyonu’ adıyla adlandırılır. (3) Sergi süresince
‘Sinematograf Pavyonu’ ndan 11.047 kuruş gelir elde edilmiştir. (4)
53 gün boyunca açık kalan etkinliğin en önemli yanı ise 23 Ağustos 1909 tarihinde Bursa’ya gelen 35.Osmanlı Padişahı V.Mehmet Reşat’ın sergiyi gezmesidir. Padişahın bu gezi esnasında serginin Sinematograf bölümünü de ziyaret etmesi olasıdır.
KAYNAK:
1.BURSA SERGİSİ:NO.2
30 TEMMUZ 1909 / SAYFA.19
2.ARİF KOLAY:
Türk Modernleşmesine Sergilerin Katkısı:
1909 Bursa Sergisi Örneği
2013 / SAYFA.267
3.TANİN GAZETESİ:NO.307
10 TEMMUZ 1909
4.BURSA SERGİSİ:NO.10
28 OCAK 1910 / SAYFA.114
BURSA SERGİSİ:NO.7
03 EYLÜL 1909
KAPAK FOTOĞRAFI:
PADİŞAH
V.MEHMET REŞAT
Talip Koç
Talip Koç
60 Yıllık Sır

Gölge Oyunu-Karagöz ve Hacivat'ın Yaratıcısı
Şeyh Mehmet Kuşteri'nin Bursa'da Kaybolan Mezarı

“Karagöz ve Hacivat, gölge oyunun yaratıcısı ŞEYH MEHMET KÜŞTERİ'NİN 1960'lı yılların başına kadar
duran Bursa
Heykel
Caddesi'nde ki mezarı."
Gerek Karagöz ve Hacivat'ın varlığı (yaşayıp yaşamadıkları, yaşasa bile gerçek kimlikleri gerekse de bu gölge oyununa adını veren Şeyh Küşteri'nin-ki Karagöz oyunun ustaları onu bu oyunun yaratıcısı ve piri olarak kabul etmektedir, ismi üzerinden yıllardır yapılan tartışmaları sonlandıracak gelişme Uludağ Üniversitesi Tarih Bölümü öğretim görevlisi Doç. Dr. Hasan Basri Öcalan'ın Bursa Türk İslam Eserleri Müzesi deposunda Şeyh Küşteri'nin kitabesini bulması, mezar taşının da kitabe ile birlikte müze envanterine kayıtlı olup, fotoğrafına ulaşması önemliydi. Geriye bu mezar taşına ulaşılması kaldı...
Konunun ülkemiz açısından önemi ise komşumuz Yunanistan'ın Karagöz oyununa sahip çıkmasıdır. Geçtiğimiz yıllarda Yunanistan Kültür Bakanı Konstantinos Tassoulas, Karagöz'ün aslında Yunan “Karagiozis" olduğunu içeren açıklamalarıydı. Sadece Yunanistan değil örneğin; Mısır'da ARAGÖZ, Tunus'ta KARAGUZ-HACİVAN, Romanya'da CARAGİOZ...sayılabilir.
2.) Evliya Çelebi'ye göre, Karagöz'ün gerçek adı Kıpti Sofyozlu Bali Çelebi'dir. Edirneli olan Karagöz, İstanbul Tekfuru Konstantin'in seyisidir. Hacivat ise Hacı Eyvad olup Mekke'den Bursa'ya göç eden Yorkça Halil olarak tanınan zattır. Birlikte konuşmalarından esinlenen gölge oyunu ustaları sayesinde günümüze kadar ulaşmıştır.
Şeyh Kuşteri'ye gelince;
Bir iddiaya göre İran'ın Şüşter ya da Küşter bölgesinden,
bir diğer iddiaya göre ise adının Abdullah Tüsteri ve Irak-Bağdat'ın Tüster mahallesinden Sultan Orhan döneminde Türkiye'ye göç ettiği rivayet edilmektedir. 16 yüzyıl kaynaklarında adı geçmektedir.

“Karagöz ve Hacivat, gölge oyunun yaratıcısı ŞEYH MEHMET KÜŞTERİ'NİN yıllardır aranan mezar taşı ve kitabesi Bursa Türk İslam Eserleri Müzesi envanterinde bulundu. Kitabe müzenin deposunda bulunurken, mezar taşının kayıp olmasına karşın fotoğrafına ulaşıldı. (ÜST FOTOĞRAF)

Peki gerçekte Karagöz ve Hacivat kimdi?
Bu konuda da çeşitli savlar vardır. Gelin bu savları birlikte irdeleyelim:
1.) Karagöz, Sultan Orhan döneminde demirci, Hacivat ise duvar ustasıdır. Ulu Cami inşaatında çalışırken yaptıkları
esprilerle diğer çalışanları oyalayıp, geciktirmelerinden dolayı Sultan Orhan tarafından haklarında verilen idam cezasıdır. Sonrasında Sultan Orhan'ın pişmanlığı ve onu eğlendirmek isteyen Şeyh Küşteri'nin Karagöz-Hacivat'tan esinlenerek yaptığı gölge oyunu ile padişahı mutlu etmiştir.
"Bursa
gazetecileri Şeyh Küşteri'nin mezarı başında"
CUMHURİYET
GAZETESİ
24 Mayıs 1935
Sayfa 12

Arşiv
Talip Koç Arşivi
"...Şeyh Mehmed Küşteri'nin kabri Bursa'da dır. Üzerinde 1399 tarihi mukayettir."
AKŞAM
GAZETESİ
3 Haziran 1940
Sayfa 5

Arşiv
Talip Koç Arşivi
"Üstad Küşteri'nin
Karagöz Perdesi"
ANADOLU
GAZETESİ
28 Ekim 1938
Sayfa 1
%20Dergisi%20Sayfa%205.jpg)
%20Dergisi%20Sayfa%2012.jpg)
%20Dergisi%20Sayfa%2016.jpg)
Arşiv
Talip Koç Arşivi
SERVETİFUNUN
DERGİSİ
8 Eylül 1932
Sayfa 229-236-240

"Karagöz'ün Mezarı, Bursa Çekirge Mah. İmamı'nın mutfağında bulundu"
CUMHURİYET
GAZETESİ
24 Ağustos 1932
Sayfa 1
"Şeyh Küşterî
ve Karagöz"
YENİ MECMUA
BURSA SAYISI
1 Mayıs 1923





